21/10/2009 · Kategori: Yazilar

Yüzümün bu kadar aydınlık olması niye biliyor musun??
Neden bu kadar içten gülüyorum?

Yaşamadan bu denli keyif almamın nedeni ne?
Kendime baktığım zaman seni görüyorumm artık...
Seni gördükçe yenileniyorum,mutlu
oluyorum,keyifleniyorum...
Hep seni bekledim ben,seni aradım.
Başka yüzlere sen diye baktım.
Başka kollara sen diye sarıldım.
Senin gibi olamazdı hiçbiri.
Ne gülüşleri sendin,ne gözleri..
Onlar sadece birer suretti.
Ruhu,ateşi,yüreği olmayan birer suret....
Kızdım kendime.Seni yeterince aramadığım için suçladım
kendimi...
Yoruldum aramaktan.Kabuğuma çekildim.SUSTUM...
Gecelerimi yıldızsız kıldım,gündüzlerimi ışıksız...
Her mevsim seni yaşadım.
Yağmur olup ıslattın beni,kar olup üşttün.
Sonbaharda ağaç olup yapraklarını döktün üzerime.
Baharda çiçek olup açtın bahçemde.
Yazın güneş olup ısıttın beni.
Bana bakıp ‘ne oluyor sana’diyenlere cevap bile vermedim..
Seni unuttuğumu,artık aramadığımı sansınlar istedim.
Güldüm.Gülüşümle aldattım onları.
Seni yaşamaktan hiç vazgeçmedim oysa.
Uzaktaydın sen.Ama içimdeydin de.
Beni izliyordun biliyordum.Seni göremesem de oralarda
bir yerden bana baktığını biliyordum.
Sana sakladım içimdeki sonsuz sevgiyi.
Yüreğimdeki heyecanı,gözlerimdeki ışıltıyı,dudaklarımdaki ateşi,
ellerimdeki titremeyi,küçük dokunuşları sana sakladım..
Ve bir gün,çıktın karşıma.

Şimdi seni bulduğum içindir bu çocuksuluğum....

Seni bulmanın coşkusudur bu içimden dışarıya taşan..
Yepyeni bir hayatın başladığını biliyorum. Ve bu içinde vazgeçilmez kıldığım TEK ŞEYİN SEN olduğunu da..

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

23/7/2009 ·


Bebeğim Online, annelerle bebeklerini  buluşturan site

Yorum (yok) Yorum yaz!

22/2/2009 ·



Beni bu ödüle layık gören blog arkadaşım uyanangenclik e çok teşekkürediyorum çok mutlu oldum :) 

Şimdi uyanangenclik arkadaşımızın dediğine göre bu ödülün yerine getirilmesi gereken 3 kuralı varmış :))

Bunlar;

 

 

1-Bu ödülü verenin linkini vermek

2-Bu ödülü verdiğin 7 arkadaşın linkini vermek
3-Seçilen blog yazarlarını bu durumdan haberdar etmek

7 arkadaşımın linki aşağıda :)))

uyanangenclik

yasarerdogan

oriflamebeylikduzu

masalsoleni

PapatyaDiyari

b3girls

prenseslerdiyari

Yorum (1) Yorum yaz!

9/1/2009 · Kategori: Yazilar

Alışma bana,ne yapacagım belli olmaz, bugün varım, yarın birden yok olurum... Dokunma bana, kapanmamış yaralarla doluyum, canımı acıtma bi yara da sen açma... Sevme beni, yoğun duygularımda kaybolursun, tutuştururum... İsteme beni, yasaklarla bogusursun, engellerle doluyum... Çözmeye çalışma sakın, seninle karışır iyice kördüğüm olurum... Anlama beni, ben kendimi anlarım, ben böyle mutluyum... Aşkı yaşatmamı isteme asla, ben aşka yıllardır inanmıyorum... Güveniyosan kendine inandır beni aşkın varlıgına,sonucunda öyle bi aşk yaşatırım ki, vazgeçemezsin, tutkun olurum... Yıkabilirsen duvarlarımı, sakın bırakma beni, tüm tutkularım ve gücümün arkasında, hala minik bir çocugum, büyütemezsen kaybolurum..

Kalıcı Bağlantı Yorum (4) Yorum yaz!

6/1/2009 · Kategori: Yazilar

Telefonun alarm sesiyle uyandı, başında şiddetli bir ağrı vardı. “hiç canım işe gitmek istemiyor, arayıp gelemeyeceğimi söylesem mi acaba?” diye düşünürken el yordamıyla susturmak için telefonu arıyordu. Birden elini oynatamadığını fark etti, kafasını güçlükle kaldırdı, göğsünden kablolar sarkıyordu. Gözünü sağa çevirdiğinde elinin sargılarla kaplı olduğunu gördü. Alarm sesinin telefondan değil bağlı bulunduğu cihazlardan geldiğini anladığında ağzından istemsiz bir inilti çıktı. “doktor bey hastamız kendine geliyor” diyen hemşirenin sesi gitgide uzaklaşırken tekrar kendinden geçti.
Saatler sonra kendine geldiğinde tüm vücudunun sargılarla kaplı olduğunu gördü. “Ne oldu bana, neredeyim ben?” dedi zorlukla. İçeri giren yaşlıca doktor ayakucundaki raporlara şöyle bir göz attıktan sonra yanına geldi ve “geçmiş olsun delikanlı, büyük bir yangından sağ kurtuldun” dedi “oradan sağ çıkman mucize, bir haftadır buradasın ve daha uzun süre bizimle kalman gerekecek” diye de ekledi.
“yalvarırım oğlumuzu gösterin bize” diyen annesinin sesini tanıdı, doktorun “sadece iki dakika” demesiyle annesi, babası ve kız kardeşi içeri girdiler. Annesi “oğlum, yavrum” diye ağlıyor, babası ise “sus kadın çocuğun yanında ağlama” diye kızıyordu. Kız kardeşi ise sargılar içindeki eline sarılmış sessizce gözyaşı döküyordu. “Nazan nerede, o iyi mi?” diye sordu, “o iyi” dedi kardeşi “birkaç gün sonra taburcu olacak o zaman seni görmeye gelir”.
Nazan onun nişanlısıydı, lisede başlayan aşkları aynı üniversiteyi kazanmalarıyla daha da büyümüş, beraber geçirdikleri üniversite hayatı ile bambaşka boyut kazanmıştı. Geçen yıllar aşklarını eskitmek şöyle dursun zirveye çıkarmıştı. En büyük hedefleri bir an önce okulu bitirip hayata atılarak evlenmekti, birbirlerine kavuşacakları günü iple çekiyorlardı. Bu hevesle okullarını hiç sene kaybetmeden bitirdiler, mezuniyetten hemen sonra kendisi askere giderken Nazan büyük bir şirkette işe başladı. Askerliğini kısa dönem er yapmak için bilerek asteğmenlik sınavını kazanmadı ki bir an önce sevdiğine kavuşabilsin. 6 aylık kısa dönem kendisine 6 yıl gibi gelmişti yine de. Terhisten hemen sonra nişanlandılar…
İkisi de çok mutluydular nişanlı olduklarına inanamıyorlar, sürekli yüzüklerine bakıyorlardı.Nihayet kendisi de bir ay önce başka bir firmada işe girmişti.
O gün ilk maaşını almıştı, nişanlısını akşam yemeğine çıkartmak için rezervasyon yaptırmış ve onu arayarak iş çıkışı kendisini almaya geleceğini bildirmişti. Çok mutluydu, yıllar süren bekleyiş sona erecek, hayaller nihayet gerçek olacaktı. Bu düşüncelerle bindiği taksiden nişanlısının işyerinin önünde indiğinde olağandışı bir kalabalık farketti, sirenler çalıyor, insanlar bir yöne doğru koşuşturuyorlardı. Nişanlısının çalıştığı şirketin yandığını farkettiğinde kalbi duracak gibi olmuştu, binadan çıkanların arasında Nazan’ı göremeyince deli gibi binaya koşmaya başladı. İtfayecilerin ve polislerin durdurmalarına aldırmadan içeri dalmış ve hiç beklemeden merdivenlere yönelmişti. Nazan’ın bulunduğu dördüncü kata vardığında dumandan boğulacak gibiydi, duvardaki yangın bölümünü farketti, ceketini çıkarıp kovadaki suyla iyice ıslattı ve koluna doladı, gömleğini yırtıp ağzını ve burnunu kapatacak şekilde maske yaptı ve hiç düşünmeden alevler içindeki koridora daldı. Nişanlısının odasına girdiğinde onu yerde baygın bulmuştu, kolundan ceketini çıkarıp onun yüzüne örtmüş ve kucakladığı gibi odadan çıkıp aşağıya doğru koşmaya başlamıştı. Fakat yangın alabildiğine büyümüş, geldiği yolları sarmıştı. Her yanının tarifsiz acılarla yandığını hissediyor ama gücünü kucağındaki nişanlısından alarak hiç durmuyordu. Çıkış kapısına varınca şok oldu, küçük bir koridorun sonunda bulunan kapının kirişleri çökmüş ve geçişi imkansız kılmıştı, sadece bel hizasının üstünde küçücük bir açıklık kalmıştı ama ikisinin birden çıkmasına imkan yoktu. O koridora girerse her ikisi için de ölüm kaçınılmazdı. Birkaç adım gerileyip bacaklarının bütün gücüyle kapıya doğru koşmaya başladı, alevler içindeki koridora daldığında artık yangını hissetmiyordu, son gücüyle kapıdaki küçük açıklıktan nişanlısını dışarı fırlattı ve olduğu yere yığıldı…
Sonrasını ise doktordan öğrendi, içeriden baygın bir kızın fırlatıldığı anda tesadüfen o noktada bulunan itfaiyeciler bütün hortumlarını oraya çevirmişler ve yangının bir anlık gerilemesinden faydalanıp onu çıkarmayı başarmışlardı.
Tedavi süreci çok zor geçiyordu, büyük acılar çekiyor ama nişanlısının desteği sayesinde katlanıyordu, “Nazan yanımda ya bu acılara katlanırım” diyordu kendi kendisine, Nazan’ın vücudunda yer yer yanıklar vardı ama onun koruması sayesinde yüzü aynı güzelliğini korumuştu. Günler geçiyor yavaş yavaş iyileşiyordu, onu hiç yalnız bırakmayan ailesi ve nişanlısı sayesinde morali de düzeliyordu. Ta ki sargılarının açıldığı güne kadar.
Babasının yüzündeki dehşet ifadesini görmüştü, annesi ve nişanlısı birbirlerine sarılıp ağlamaya başlamışlardı, aynaya baktığında yıkıldı, insana benzer bir yanı kalmamıştı. Yüzü korkunçtu, kelimenin tam anlamıyla korkunç. Boğazı yırtılırcasına haykırmaya başladı, hemşireler sakinleştirici iğnelerle koşuşturana kadar bağırmaya devam etti…
Günler geçmiş hastaneden taburcu olacağı günün gecesi gelmişti, odasında Nazanla yine tartışıyorlardı
-”seni asla bırakmam, bütün hazırlıklarımız tamamlandı en kısa zamanda evleneceğiz” diyen Nazan’a acı acı gülümsedi, yanık yüzünde çarpık bir ifade belirmişti,
-“merhamet seninkisi” dedi “ sana kaç kere söyledim seninle evlenmeyeceğim, bu suratla kimse evlenmez, seni kurtardığım için vefa gösteriyorsun ama istemiyorum” dedi. Nazan tam ağzını açacağı anda elini kaldırdı “ sus” dedi
-“istemiyorum merhametini dedim, git artık kendine bir hayat kur bir daha da buraya sakın gelme”
Nazan ağlamaya başladı “aşkım lütfen bana böyle davranma, seni seviyorum ben, yüzünü veya görünüşünü değil, seni” dedi
-”saçmalama, bir süre sonra ne aşk kalır ne merhamet, böyle iğrenç bir suratla bir ömür geçmez. Düşünsene sokağa çıkınca herkes bize bakacak, şuna bak diyecekler böyle güzel bir kız böyle biriyle nasıl yaşar?”
-”umurumda değil” dedi Nazan “bak benimde vücudumda da yanıklar var, sen yüzümü korumasaydın yüzüm de yanacaktı, o zaman sen beni terk mi edecektin?”
-”Yeter, fazla uzatmaya gerek yok, ben seni istemiyorum, çık git hayatımdan artık” diyerek arkasını döndü, Nazan ağlayarak odadan çıkarken kendisini yatağa atıp zorla tuttuğu gözyaşlarını serbest bıraktı, ağlamaktan bitap düşünce oracıkta uyuyakaldı.
Saatler sonra uyandığında gece olmuştu, odası karanlıktı. Burnuna çok keskin ama çok tanıdık bir koku geldi, sanki boya kokusu gibi bir şeydi ama bir türlü ne olduğunu çıkartamadı. Karanlıkta birinin varlığını hissettiği anda “uyandın mı aşkım?” diyen Nazan’ın sesini tanıdı, “sen burada ne arıyorsun?” derken bir yandan da kokuyu tanımaya çalışıyordu. “sana geldim aşkım, seninle eşitlenmeye geldim” dedi Nazan. Birden kokuyu tanıdı, tinerdi bu koku. Aynı anda Nazanın elindeki çakmağı farketti, “hayır yapma” diye haykırırken Nazanın yüzü tıpkı meşale gibi bir anda alevler içinde kaldı.
Haftalar sonra aynı odada sargıları açılırken Nazan’ın ilk sözleri “artık evlenelim aşkım” oldu…

yazı-yorum.net'ten alıntıdır...

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

« Önceki ::

glitter graphics
Glitter Graphics

FOTOPUT.COM

Dynamite Text

Dancing Text